Körebe
Işıksız bir gölgedir yalnızlık,
Arar bütünlemeye bir başka yalnızlığı;
Yazık ki, taa kendine dek.
İner dağından dağından.
Bulamaz bir ses, gel deyen, çağıran..
Gözlerine yönelmiş bir ışık .
Gölgesinde kendisi,
Gölgesinde ışıksızlık.
Gölge vermeyen bir ışık
Yalnızlığını sürdürürken sonsuza dek ,
Arar kendini bütünlesin diye
Bir gölge, sessiz , yumuşak , uyuyan .
Arar tek başına, elleri yüzüne uzanık bir anlam ,
Kendisini gölgeleyecek.
Mutluluğun Gölgesi
25 Haziran 2014 Çarşamba
Ben Ölmeden Önce
'Bu sabah öğrendiğim şeylerden biri şu:Bir sınırı aşarsanız ve hiçbir şey olmazsa,sınır anlamını kaybeder.Bu ormanda devrilen bir ağaçla ve sesini duyacak takdirde ses çıkarıp çıkarmadığıyla ilgili eski tekerlemeye benziyor.
Sınırı gitgide daha uzağa çizmeye başlar,her seferinde aşarsınız.İnsanlar uçurumlardan böyle atlar.Yörüngeden çıkmak,kimsenin size dokunamayacağı bir yere ulaşmak ne kolaydır,bilseniz şaşardınız.Belki bazılarınız biliyordur.
O insanlara ancak şunu söyleyebilirim:Üzgünüm.'
23 Haziran 2014 Pazartesi
Tanrı'nın Unutulan Çocukları
'Karşılaştığınız çoğu kimse sizinle elli kat gazlı bez arkasından konuşuyormuş gibi hissedersiniz. Bazen daha konuşmadan önce yalan söylediklerini anlarsınız. Yaşları ilerledikçe daha da yüzsüzleşirler ve önemi olmayan konularda da yalan söylerler. Babamın saçlarıyla kelini kapatması ya da annemin saçlarını boyaması gibi. Bilmiyorum. Belki de buna o kadar alışmışlardı ki fark etmiyorlardı bile. Belki de bir lanet gibiydi ve ne kadar çok yaparsanız o kadar kolaylaşıyordu. Asıl inanılmaz olan, insanları kandırdıklarını sanıyor olmalarıydı.'
Mutsuz Bir Geçmiş - Kurtulma Yolları
3. Dorothy ve Doğu'nun Kötü Cadısı
Sizi incitmiş birini hayalinizde canlandırın. Aklınızdaki resmi mümkün oldukça gerçekçi bir hale getirin. Daha sonra bu kişinin giderek küçülüp çektiğini imgeleyin.
Eğer Oz Büyücüsü'nü izlediyseniz, Dorothy'nin Doğu'nun Kötü Cadısı'nın üzerine bir kova su boşaltmasıyla cadının küçülüp yok olduğu sahneyi hatırlarsınız. Size işkence eden bu kişiyi küçültüp yok edebileceğiniz gibi, onu küçücük bir halde de bırakabilirsiniz. Bu küçücük kişinin çaresizce bağırıp çağırdığını ve kesinlikle size zarar veremeyeceğini hayal edin.
Sizi inciten kişiyi palyaço kıyafeti içinde ya da saçma sapan bir şapkayla hayal edebilirsiniz. Bu sırada kahkaha atabilirsiniz; kahkaha atmak tıpkı ağlamak gibi bütün gerilimi boşaltır ama ağlamaktan çok daha eğlenceli bir deneyimdir. Bu gerilim boşalması, sizi incitmiş kişinin artık üzerinizdeki etkisini kaybetmiş olduğu anlamına gelir. Sonuç olarak,kim iki santimetre boyundaki bir palyaçodan korkar ki? ;)
Sizi incitmiş birini hayalinizde canlandırın. Aklınızdaki resmi mümkün oldukça gerçekçi bir hale getirin. Daha sonra bu kişinin giderek küçülüp çektiğini imgeleyin.
Eğer Oz Büyücüsü'nü izlediyseniz, Dorothy'nin Doğu'nun Kötü Cadısı'nın üzerine bir kova su boşaltmasıyla cadının küçülüp yok olduğu sahneyi hatırlarsınız. Size işkence eden bu kişiyi küçültüp yok edebileceğiniz gibi, onu küçücük bir halde de bırakabilirsiniz. Bu küçücük kişinin çaresizce bağırıp çağırdığını ve kesinlikle size zarar veremeyeceğini hayal edin.
Sizi inciten kişiyi palyaço kıyafeti içinde ya da saçma sapan bir şapkayla hayal edebilirsiniz. Bu sırada kahkaha atabilirsiniz; kahkaha atmak tıpkı ağlamak gibi bütün gerilimi boşaltır ama ağlamaktan çok daha eğlenceli bir deneyimdir. Bu gerilim boşalması, sizi incitmiş kişinin artık üzerinizdeki etkisini kaybetmiş olduğu anlamına gelir. Sonuç olarak,kim iki santimetre boyundaki bir palyaçodan korkar ki? ;)
Yeni Dizi: Kaçak Gelinler
Kaçak Gelinler - 1. Bölüm
Kaçak Gelinler'in ilk bölümüne sıkılıp televizyonu açtığımda tesadüfen denk geldim.Yaz dizilerinden genelde beklenti düşük olur,benimki de öyleydi.Ama ne yalan söyleyim bölüm sonunda kendimi izlediklerimden memnun ve diğer bölümü merak eder halde buldum.Bütün dizilerin sezon finaline girdiği bu dönemde Kaçak Gelinler ferah bir nefes gibi geldi.
Almila
Açelya Topaloğlu'nun canlandırdığı Almila; biraz safça, iyi niyetli; pozitif enerjinin, meditasyonun ve taşların gücüne inanan güleç bir kız. Yıllarca hayalini kurduğu adamla gelinlik provasında iletişime geçtiğine inanarak İstanbul'a giderek sevdiği adamın peşine düşmeye karar veriyor.Havaalanında iki kez ancak filmlerde görebileceğimiz bir şekilde karşılaştığı adam meğerse yıllar boyunca arayıp durduğu Akif'miş.Akif'i ilk gördüğümde 'ben bu adamı bir dizide daha gördüm;ama nerede?' diye düşünmekten alamadım kendini.Sonradan Merhamet dizisindeki Can'ı canlandıran Fırat Albayram olduğu geldi aklıma.Almila-Akif çifti, aslında romantik komedilerde sıkça gördüğümüz saf aşık çiftlerden olacak gibi; ama bu kötü bir şey değil.Çiftin elektriği ekrana güzel yansıyor ve şimdiden dizideki favori çiftim oldular doğrusu.
Kainat
Kainat zannımca dizideki en güzel kız.Deniz Baysal'ın canlandırdığı karakter klasik bir dizi karakteri aslında.Aile baskısından ve zorunlu bir evlilikten kaçan uyumlu, azimli ve insanlara çok güvenmese de iyi niyetle yaklaşan biri.Lise yıllarında aşık olduğunu sandığı Ege için zorla evlendirileceği adamı ve ailesini bırakıp kaçıyor.Ege'nin pek de sandığı gibi bir adam olmadığını biz gördük,peki Kainat ne zaman fark edecek bunu?Umarım kısa zamanda olur ve Türk dizilerinde gördüğümüz saf-salak kız profilini Kainat'ta da görmeyiz.Ege konusunda şanssız olsa da Can konusunda belli ki şanslı.İleriki bölümlerde Can-Kainat çifti daha da yakınlaşır, önce Can aşık olur.Ama büyük ihtimalle Ege'ye aşık olduğunu zanneden Kainat bu durumu fark etmez bile.Ne yazık ki Kainat'ın başına dert olacağı bölüm sonunda açıkça belirtilen Kasap karakteri dizide tek sevmediğim unsur oldu, fazla uzatmazlar umarım.
Şebnem
Selin Şekerci Şebnem karakterini oynamak için doğmuş resmen.Tam bir sosyal medya kızı.Şu sıralar
bütün genç kızlar gibi Şebnem de Twitter ve İnstagram'dan iki dakika uzak kalamıyor.Twitter fenomeni olmak kolay değil tabii, Şebnem dikkat çekici, ilgi odağı olmayı seven, herkesle çabuk kaynaşan, uçarı ve fena halde dişli bir karakter. Türk televizyonlarının dişli kadınlara çok ihtiyacı var, Şebnem ilaç gibi geldi.Dişli olmasına dişli; ama ailesinin boyunduruğu altında.Sırf ailesi ve fenomen olduğu sosyal medya için aslında aşık olmadığı bir adamın peşinden koşarak, gerçek anlamda koşarak, İstanbul'a kadar geldi.Geldi; ama Arda onunla olmak istemiyor.Tabii biz sonraki bölümlerde Şebnem'in Arda'nın peşinden koşarken Selim'e aşık oluşunu izleyeceğiz. Şebnem-Selim çifti de romantik-komedilerde çok gördüğümüz cinsten,iki inatçı insanın aşkı.
Kızlarımızı teker teker çok sevdim; ama asıl bir arada yaşayacakları maceraları merak ediyorum. Arkadaşlıkları,kendi ayaklarında durmayı öğrenecekleri süreç,üç tane birbirinden farklı insanın birlikte inşa edecekleri yaşamları.Dizinin en güzel yanı bu süreci izlemek olacak sanırım.Bu arada kadın karakter odaklı bir Türk dizisi görmek güzel gerçekten, çok sık olmuyor o yüzden tadını çıkaralım derim.Yazının başında da dediğim gibi Kaçak Gelinler beklenmedik bir anda geldi; ama çok iyi geldi.Çok büyük beklentileriniz olmadan izlerseniz, cidden keyif alırsınız.Romantik-komedi tadında, herkesin izleyip kendinden bir şeyler bulabileceği bir yaz dizisi olmuş.
Kaçak Gelinler'in ilk bölümüne sıkılıp televizyonu açtığımda tesadüfen denk geldim.Yaz dizilerinden genelde beklenti düşük olur,benimki de öyleydi.Ama ne yalan söyleyim bölüm sonunda kendimi izlediklerimden memnun ve diğer bölümü merak eder halde buldum.Bütün dizilerin sezon finaline girdiği bu dönemde Kaçak Gelinler ferah bir nefes gibi geldi.
Almila
Açelya Topaloğlu'nun canlandırdığı Almila; biraz safça, iyi niyetli; pozitif enerjinin, meditasyonun ve taşların gücüne inanan güleç bir kız. Yıllarca hayalini kurduğu adamla gelinlik provasında iletişime geçtiğine inanarak İstanbul'a giderek sevdiği adamın peşine düşmeye karar veriyor.Havaalanında iki kez ancak filmlerde görebileceğimiz bir şekilde karşılaştığı adam meğerse yıllar boyunca arayıp durduğu Akif'miş.Akif'i ilk gördüğümde 'ben bu adamı bir dizide daha gördüm;ama nerede?' diye düşünmekten alamadım kendini.Sonradan Merhamet dizisindeki Can'ı canlandıran Fırat Albayram olduğu geldi aklıma.Almila-Akif çifti, aslında romantik komedilerde sıkça gördüğümüz saf aşık çiftlerden olacak gibi; ama bu kötü bir şey değil.Çiftin elektriği ekrana güzel yansıyor ve şimdiden dizideki favori çiftim oldular doğrusu.
KainatKainat zannımca dizideki en güzel kız.Deniz Baysal'ın canlandırdığı karakter klasik bir dizi karakteri aslında.Aile baskısından ve zorunlu bir evlilikten kaçan uyumlu, azimli ve insanlara çok güvenmese de iyi niyetle yaklaşan biri.Lise yıllarında aşık olduğunu sandığı Ege için zorla evlendirileceği adamı ve ailesini bırakıp kaçıyor.Ege'nin pek de sandığı gibi bir adam olmadığını biz gördük,peki Kainat ne zaman fark edecek bunu?Umarım kısa zamanda olur ve Türk dizilerinde gördüğümüz saf-salak kız profilini Kainat'ta da görmeyiz.Ege konusunda şanssız olsa da Can konusunda belli ki şanslı.İleriki bölümlerde Can-Kainat çifti daha da yakınlaşır, önce Can aşık olur.Ama büyük ihtimalle Ege'ye aşık olduğunu zanneden Kainat bu durumu fark etmez bile.Ne yazık ki Kainat'ın başına dert olacağı bölüm sonunda açıkça belirtilen Kasap karakteri dizide tek sevmediğim unsur oldu, fazla uzatmazlar umarım.
Şebnem
Selin Şekerci Şebnem karakterini oynamak için doğmuş resmen.Tam bir sosyal medya kızı.Şu sıralar
bütün genç kızlar gibi Şebnem de Twitter ve İnstagram'dan iki dakika uzak kalamıyor.Twitter fenomeni olmak kolay değil tabii, Şebnem dikkat çekici, ilgi odağı olmayı seven, herkesle çabuk kaynaşan, uçarı ve fena halde dişli bir karakter. Türk televizyonlarının dişli kadınlara çok ihtiyacı var, Şebnem ilaç gibi geldi.Dişli olmasına dişli; ama ailesinin boyunduruğu altında.Sırf ailesi ve fenomen olduğu sosyal medya için aslında aşık olmadığı bir adamın peşinden koşarak, gerçek anlamda koşarak, İstanbul'a kadar geldi.Geldi; ama Arda onunla olmak istemiyor.Tabii biz sonraki bölümlerde Şebnem'in Arda'nın peşinden koşarken Selim'e aşık oluşunu izleyeceğiz. Şebnem-Selim çifti de romantik-komedilerde çok gördüğümüz cinsten,iki inatçı insanın aşkı.
Kızlarımızı teker teker çok sevdim; ama asıl bir arada yaşayacakları maceraları merak ediyorum. Arkadaşlıkları,kendi ayaklarında durmayı öğrenecekleri süreç,üç tane birbirinden farklı insanın birlikte inşa edecekleri yaşamları.Dizinin en güzel yanı bu süreci izlemek olacak sanırım.Bu arada kadın karakter odaklı bir Türk dizisi görmek güzel gerçekten, çok sık olmuyor o yüzden tadını çıkaralım derim.Yazının başında da dediğim gibi Kaçak Gelinler beklenmedik bir anda geldi; ama çok iyi geldi.Çok büyük beklentileriniz olmadan izlerseniz, cidden keyif alırsınız.Romantik-komedi tadında, herkesin izleyip kendinden bir şeyler bulabileceği bir yaz dizisi olmuş.
Mutsuz Bir Geçmiş - Kurtulma Yolları
2. Kurtarma Operasyonu
Bu konuyla ilgili herkesin diline pelesenk olmuş "öldürmeyen şey güçlendirir" , "acılar insana güç verir" gibi lafları mutlaka duymuşsunuzdur.
Yapmanız gereken şey, geçmişte olanlara bu defa ters tarafından bakmak ve sizi kıran kişinin size yaptığı iyiliği görmek. "Bana yaptığı iyiliği mi?" dediğinizi duyar gibi oluyorum. "Bana yaptığı tek şey beni kırmak oldu! Tek yaptığı şey hayatımı mahvetmekti!" Ama şunu unutmamalısınız: Bir yerimiz kesildiğinde yaralanırız. Bu yara çok güzel görünmeyebilir, ama çevresindeki deriden çok daha güçlüdür. Yani kırıldıktan sonra, kırılmadan ya da acılara katlanmadan önce olduğumuzdan çok daha güçlü oluruz.
Neler kazanmış olduğunuzu fark etmenin en iyi yolu aynayla konuşmaktır :
Aynadaki aksinize bakın ve şuna benzer bir şey söyleyin: "X bana yapabileceği en kötü şeyi yaptı. Bu yaptığı büyük haksızlıktı ve ben bunu hak etmedim. Ama atlattım. O haksızlığın karşısında ayakta kaldım. Şimdi buradayım ve hiç olmadığım kadar güçlüyüm."
Bu konuyla ilgili herkesin diline pelesenk olmuş "öldürmeyen şey güçlendirir" , "acılar insana güç verir" gibi lafları mutlaka duymuşsunuzdur.
Yapmanız gereken şey, geçmişte olanlara bu defa ters tarafından bakmak ve sizi kıran kişinin size yaptığı iyiliği görmek. "Bana yaptığı iyiliği mi?" dediğinizi duyar gibi oluyorum. "Bana yaptığı tek şey beni kırmak oldu! Tek yaptığı şey hayatımı mahvetmekti!" Ama şunu unutmamalısınız: Bir yerimiz kesildiğinde yaralanırız. Bu yara çok güzel görünmeyebilir, ama çevresindeki deriden çok daha güçlüdür. Yani kırıldıktan sonra, kırılmadan ya da acılara katlanmadan önce olduğumuzdan çok daha güçlü oluruz.
Neler kazanmış olduğunuzu fark etmenin en iyi yolu aynayla konuşmaktır :
Aynadaki aksinize bakın ve şuna benzer bir şey söyleyin: "X bana yapabileceği en kötü şeyi yaptı. Bu yaptığı büyük haksızlıktı ve ben bunu hak etmedim. Ama atlattım. O haksızlığın karşısında ayakta kaldım. Şimdi buradayım ve hiç olmadığım kadar güçlüyüm."
Bunu ilk yaptığınızda
kendinizi kesinlikle çok gülünç hissedeceksiniz, herkes öyle hisseder.
Gülmenizde bir sakınca yok, aksine gülmek gerginliği giderir. Fakat
sonra ciddi bir şekilde alıştırmanıza devam edin, çünkü gerçekten
yararını göreceksiniz. Ayrıca, bu tür olumlu alıştırmalar yaptığınızda
zihniniz olumlu fikirlerle dolacak ve bu olumlu düşünceler olumsuz
olanları dışarı itecektir.
Dilerseniz bunu yapmak yerine bir mektup daha yazabilirsiniz. Mektubunuzda bu kişiye, size kazandırdığı güç ve başkalarına nasıl davranılmaması gerektiği konusunda verdiği ders için teşekkür edin. Onun yaptıkları sayesinde eskisinden daha iyi bir insan olduğunuzu yazın. Mektubu birkaç kez okuyup yok edin. Kötü deneyimlerden iyilikler çıkararak hak ettiğinizi kazandınız.
İlgi duyduğunuz alanlarda başarılı olmuş kişilerin hayatlarını okuyun. Göreceksiniz ki bu kişilerin çoğu büyük kayıplar vermiş, haksızlığa uğramış ya da acı çekmiştir, ancak bu acılarından sıyrıldıklarında hayatta daha büyük başarılar edinme kararlılıkları artmış ve bunu başarmışlardır. Siz de bu kişilerden biri olabilirsiniz.
Dilerseniz bunu yapmak yerine bir mektup daha yazabilirsiniz. Mektubunuzda bu kişiye, size kazandırdığı güç ve başkalarına nasıl davranılmaması gerektiği konusunda verdiği ders için teşekkür edin. Onun yaptıkları sayesinde eskisinden daha iyi bir insan olduğunuzu yazın. Mektubu birkaç kez okuyup yok edin. Kötü deneyimlerden iyilikler çıkararak hak ettiğinizi kazandınız.
İlgi duyduğunuz alanlarda başarılı olmuş kişilerin hayatlarını okuyun. Göreceksiniz ki bu kişilerin çoğu büyük kayıplar vermiş, haksızlığa uğramış ya da acı çekmiştir, ancak bu acılarından sıyrıldıklarında hayatta daha büyük başarılar edinme kararlılıkları artmış ve bunu başarmışlardır. Siz de bu kişilerden biri olabilirsiniz.
Mutsuz Bir Geçmiş - Kurtulma Yolları
1. Mektup Yazın
Bu yöntem özellikle olumsuz hisleriniz hala hayatta olan birine karşı olduğunda ile yarıyor. Bu yöntemi kullandıktan sonra, bahsedilen kişiyle birlikte olduğunuzda daha sakin olacak ve duygularınıza, geçmişe kilitlenmektense şimdiye odaklanabileceksiniz.
Diyelim ki ebeveynlerinizden biri size oldukça soğuk davranıyordu ya da sizi başka bir şekilde kırdı, aşağıladı, kısıtladı. Ona mümkün olduğunca fazla detay verip, sizi kızdıran şeyi tam olarak açıkladığınız bir mektup yazın. Yazınızı yarıda bırakmayın ya da vazgeçmeyin. Öfkenizi dilediğiniz gibi açığa vurun. Mektubu imzalayıp, yollayacakmışsınız gibi bir zarfa koyun.
Fakat mektubu yollamayın. Bir sonraki adım mektubu yok etmek olacak. Parçalara ayırabilir, yakabilir ya da nasıl isterseniz o şekilde yok edebilirsiniz. Mektubu yok etme işlemi bile tek başına rahatlatıcı olacaktır. Parçalara ayırdığınız, yaktığınız şey olumsuzluğunuzmuş gibi düşünebilirsiniz. Mektubu yok etmek, aynı zamanda artık ortada birine zarar verecek bir şey kalmadığı anlamına gelir.
Mektup yazarken içinizdeki öfke ya da acıyı boşaltmış olduğunuz insanın sizde neden bu kadar hasar bıraktığını açıkça anlamış olursunuz. Üstelik sizi kırmış olan kişi, sizin tarafınızdan kırılmamış olur ya da eğer sizi bilerek kırmaya çalışmışsa, sizi kırmış olduğunu öğrenerek tatmin olmamış olur. Eğer görüşmeniz gerekiyorsa, bu kişilerle görüşmeye devam edebilirsiniz, zira artık bu görüşmelerde üzerinizde eskisi gibi bir yük olmayacak, çünkü söylemek istediğiniz her şeyi çoktan yazmış olacaksınız.
Bu yöntem özellikle olumsuz hisleriniz hala hayatta olan birine karşı olduğunda ile yarıyor. Bu yöntemi kullandıktan sonra, bahsedilen kişiyle birlikte olduğunuzda daha sakin olacak ve duygularınıza, geçmişe kilitlenmektense şimdiye odaklanabileceksiniz.
Diyelim ki ebeveynlerinizden biri size oldukça soğuk davranıyordu ya da sizi başka bir şekilde kırdı, aşağıladı, kısıtladı. Ona mümkün olduğunca fazla detay verip, sizi kızdıran şeyi tam olarak açıkladığınız bir mektup yazın. Yazınızı yarıda bırakmayın ya da vazgeçmeyin. Öfkenizi dilediğiniz gibi açığa vurun. Mektubu imzalayıp, yollayacakmışsınız gibi bir zarfa koyun.
Fakat mektubu yollamayın. Bir sonraki adım mektubu yok etmek olacak. Parçalara ayırabilir, yakabilir ya da nasıl isterseniz o şekilde yok edebilirsiniz. Mektubu yok etme işlemi bile tek başına rahatlatıcı olacaktır. Parçalara ayırdığınız, yaktığınız şey olumsuzluğunuzmuş gibi düşünebilirsiniz. Mektubu yok etmek, aynı zamanda artık ortada birine zarar verecek bir şey kalmadığı anlamına gelir.
Mektup yazarken içinizdeki öfke ya da acıyı boşaltmış olduğunuz insanın sizde neden bu kadar hasar bıraktığını açıkça anlamış olursunuz. Üstelik sizi kırmış olan kişi, sizin tarafınızdan kırılmamış olur ya da eğer sizi bilerek kırmaya çalışmışsa, sizi kırmış olduğunu öğrenerek tatmin olmamış olur. Eğer görüşmeniz gerekiyorsa, bu kişilerle görüşmeye devam edebilirsiniz, zira artık bu görüşmelerde üzerinizde eskisi gibi bir yük olmayacak, çünkü söylemek istediğiniz her şeyi çoktan yazmış olacaksınız.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)

